Atatürk'ün Soyu (Osmanlı Arşiv Belgeleri) - Bursa Selanik Göçmenleri
Headlines News :
Ana Sayfa » , , , , » Atatürk'ün Soyu (Osmanlı Arşiv Belgeleri)

Atatürk'ün Soyu (Osmanlı Arşiv Belgeleri)

Bursa Selanik Göçmenleri Tarih: 28 Eylül 2015 Pazartesi | 21:44

Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'a iftira atanlar bu belgeleri gördüklerinde ne diyecekler? 

Dindar ve müslüman olduğu bilindiği halde uydurma ve sahte bir Osmanlı belgesi düzenleyip kendisine ağıza alınmayacak iftiralarda bulunanlar şimdi ne diyecekler? Osmanlı döneminin o yıllarında 'Asliye Hukuk Mahkemesi' olmamasına rağmen, Osmanlı'nın Asliye Hukuk Mahkemesi belgesiymiş gibi bir belge çıkartıp hiç utanmadan internet ortamında yayınladıkları videolarda bunu sallayarak Zübeyde Hanım'ın bilmem nerede çalıştığını ve Mustafa Kemal'in babasının Ali Rıza Efendi olmadığını beyan ederek yaygara koparanlar, ahirette Allah katında nasıl hesap vereceğinizi düşündünüz mü? 

Müslüman bir kadına zina suçlaması yapmanın İslamiyet'te yerinin ne olduğunu hiç mi araştırmadınız? Başınıza bir fes takıp 'Üstad' geçinen üstadınızın sizlere söylediklerini hiç araştırıp sorguladınız mı?

Yazdıklarımızı şimdi dikkatle okuyun!!!

"Selanik, Mustafa Kemal'in ailesinin yaşadığı yıllarda çevresi ile birlikte 500 bin kişilik bir Osmanlı Sancağı'dır. Yaşayan halkın içerisinde müslümanlardan sonra en çok sayıda olan nüfusu yahudi nüfusu oluşturur. Osmanlı'nın bu ailelere kucak açmasıyla birlikte yahudi aileler 1492'den sonra Selanik'e gelip yerleşmişlerdir." 


"Osmanlı döneminde 1830, 1840 ve daha sonra 1880 yıllarına ait nüfus kayıt defterleri günümüze kadar ulaşmıştır. Hatta 16.yy. ait tapu taahhüt defterleri de vardır. Neredeyse her beldeye, her köye ait en az bir nüfus kayıt defteri vardır. Selanik'te ise bazı mahallelerde 1, bazı mahallelerde ise 4 tane nüfus kayıt defteri vardır."

"Atatürk'ün gerek anne tarafı, gerek baba tarafı köken olarak saygın ve eşrefi olan insanlardır." Zübeyde Hanım'ın anne ve baba tarafını 1480'li yıllara kadar götürmenin mümkün olduğunu söylemektedir emekli imam Mehmet Ali Öz, ve hatta Mustafa Kemal'in anne tarafının Köprülüler ile akrabalığı olduğuna da kitabında yer vermiş. Baba tarafında da Osmanlı İmparatorluğu dönemi tarihinde idam edilen üç şeyhülislamdan biri olan Şeyhülislam Feyzullah Efendi'nin kökeni olarak bilinen Nakipzadeler'e dayandığını anlatıyor. Baba tarafının da Şemsi Tebrizi Hazretlerine dayandırmaktadır. Bu yönüyle Mustafa Kemal Atatürk'ün kökeni hem Türkmen hem de tarihi geçmişi bilinen bir aile olarak tanımlamaktadır.


Zübeyde Hanım'ın babası Feyzullah Ağa, Selanik'in merkez mahallelerinden Balad mahallesi temettuat defterleri kayıtlarında yer aldığını ve Feyzullah Ağa'nın babasının ismini İbrahim Yorgani olarak belgelere dayandırmaktadır.



Nakipzadeler sülalesinde iki tane Feyzullah ismine rastlandığını, Selanik'te müftü, kadı vb. görevlerde olan 10'dan fazla Feyzullah ismine rastladığını, Nüfus ve temettuat defterlerinde halk içinde olan 22 tane Feyzullah ismi tespit ettiğini ve bu isimleri tek tek incelediğini, inceleme sonucunda ise Nakipzadeler sülalaesinden olan iki Feyzullah ismine rastladığını da söylüyor. Birisi Mevlevi şairlerinden olan Nakipzade Hacı Seyid Abdullah Hami'nin oğlu Nüfus kaydına göre 1813 doğumlu Feyzullah Efendi, 1834, 1840 kayıtlarında nüfus defterlerinde yer aldığını. Diğerinin de Mehmet oğlu İbrahim Yorgani oğlu Feyzullah olduğunu söylüyor.


Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, Selanik'in önde gelen ailelerinden Nakipzadeler sülalesinden olduğu nüfus defterinden ve temettuat defterinden tespit ettiğini de belgesiyle ortaya koyuyor..

Şimdi Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım hakkında ileri-geri konuşanlar ve o konuşulanlara inananlar bir daha düşünsünler. Ahirette nasıl hesap vereceksiniz?


Atatürk'ün babası ile ilgili olarak yaptığı inceleme ve araştırmalarından ise şöyle bahsediyor;
Atatürk, 1937 yılında baba soyunun araştırılması için bir komisyon kurdurmuş ve Vakıflar ile iş birliği yapılarak çalışmalar yapılmış, Selanik konsolosluğuna  yazılarak yunanlı yetkililere yazılıp ellerinde olan Osmanlı arşivlerinde incelemeler yaptırmak üzere Dışişleri bakanlığı nezdinde de  yazışmalar yapılmış.

Atatürk'ün hatıralarını anlatırken bahsettiği balkan savaşları sonrasında babasının mezarının bulunduğu Ortacı Camii malesef yok edildiğinden babasının mezarına bile rastlanamamakta. İnsan doğup büyüdüğü yeri düşman işgali altında kalıp bir çok tarihi izlerin yok edildiği gibi babasının da mezarının yok edilmesi ne büyük bir acıdır. Komisyonun raporunda ne yazık ki Selanik, Yunanlıların elinde olduğu için herhangi bir belgeye ulaşamadıklarını belirtmişler. Osmanlı arşivlerinin 1980'li yıllardan sonra tasnifi yapıldığından belgelere ulaşılamaması kendilerine 'üstad' diyenlere yağ-biber olsa gerek..

1937'de kurulan komisyonun hazırladığı raporda 2 Kanunievvel 93 tarihli tapu intikal kaydında 'Ali Rıza Efendi bin Ahmed Efendi' diye bir isim yer almış, Zamanın yetkilileri bunu Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi olarak düşündüklerini ama belgede sözü geçen kişinin Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi olmadığını söylüyor emekli imam Mehmet Ali Öz. Çünkü; Ali Rıza Bey'in babasının ismi Ahmet değildir.

" 2 Kanunievvel 93 tarihli tapu intikal kaydında bahsedilen Ahmet Efendi, Selanik Mevlevihanesinden Şeyh Ahmed Efendi'dir. Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi 1841 Selanik doğumludur. 23 Mayıs 1886'da vefat etmiştir. Onun babası, yine Selanik Mevlevihanesi'nden 1777 doğumlu 1843 vefatlı şeyh İbrahim Efendi'dir. Şeyh İbrahim Efendi de yine Selanik Mevlevihanesi Şeyh Ahmed Efendi'nin oğludur. Şeyh Ahmed Efendi de, Atatürk'ün bizzat hazırladığı şecerede Molla Hasan diye geçen Molla Hasan'a dayanmaktadır."

Emekli imam Mehmet Ali Öz yine tarihi bir gerçeği daha ispatlıyor bizlere;
"Herkesin bildiği gibi Atatürk'ün dedesi olarak bilinen Kızıl Hafız, Selanik Mevlevihanesi'nden şeyh Ahmed Efendi'dir. Şeyh Ahmed Efendi'nin oğullarının isimleri; Şeyh İbrahim Efendi, Şeyh Mehmet Ali Efendi, Şeyh Ali Rıza Efendi, ve Şeyh Yakup Efendi'dir.
1937 yılında kurulan komisyonun raporunda geçen Ali Rıza Efendi, Atatürk'ün amcası olan Şeyh Ali Rıza Efendi'dir. Atatürk'ün babası olan Ali Rıza Efendi, şeyh Ahmed Efendi'nin oğlu Şeyh İbrahim Efendi'nin oğludur. Atatürk'ün babası olan Ali Rıza Efendi amcası ile aynı ismi taşımaktadır."

Hatta daha da ileriye giderek Atatürk'ün amcalarının ve halalarının tek tek isimlerini de söylüyor bizlere;
"Şeyh İbrahim Efendi'nin 3 tane oğlu vardır; Ali Rıza Efendi (Atatürk'ün babası), Mahmut Efendi, Mehmed Emin Efendi. 3 tane de kızı vardır; Fatma, Emine ve Ayşe Molla. Şeyh İbrahim Efendi'nin 3 tane de eşi vardır; Emetullah Hanım, Hatice Hanım ve Ayşe Güzide."


1894 tarihinde Zübeyde Hanım'ın Ali Rıza Efendi'nin ölümünden sonra Osmanlı Devleti'ne verdiği dilekçede kendisi ve çocuklarına maaş bağlanıp bağlanılamayacağını sormuş ve verdiği resmi dilekçede eşinin Ali Rıza Efendi ve çocuklarının Makbule, Naciye ve Mustafa olduğu resmi olarak belgelere geçtiğini de belgeleri ile ispatlıyor emekli imam Mehmet Ali Öz.


Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım'ın evli olup olmadığına dair belge gösterilmesini isteyenler için tokat gibi bir cevap.


"Ali Rıza Efendi Çayağzı gümrük memurluğu yaptığı yıllarda Girit, Mora gibi toprakların Osmanlı'nın elinden çıkması neticesinde yunan eşkiyalıkların çoğalması ve yaygınlaşması ile gümrük memurluğundan istifa etmiştir. Ali Rıza Efendi elinde bulundurduğu ne varsa hepsini yok pahasına satıp tuz ticaretine girmiş. Tuz ticaretinden ayrılıp keresteci olan Cafer Efendi ile ortaklığa girmiş ve kereste tüccarlığına başlamış. Ticarette başarısız olması ailede ve Ali Rıza Efendi'de büyük çöküntü yaşatmıştır. 23 Mayıs 1886 tarihinde vefat etmiştir."

Atatürk ile babası Ali Rıza Efendi'nin bir de ortak kaderleri olduğu görülüyor. Daha küçük bir çocukken babasını kaybeden Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi de daha iki yaşlarındayken babası Şeyh İbrahim Efendi'yi kaybetmiş. Allah mekanlarını cennet eylesin, nur içinde yatırsın.


Yakında piyasaya çıkacak olan emekli imam Mehmet Ali Öz'ün kitabını alıp okumanızı tavsiye ederim. Üstadınız ve körü-körüne inandığınız o şahsiyete bunları da sorun, bakalım sizlere ne cevaplar uydurmaya çalışacak.

Atatürk'ün ailesine bunca iftirayı atanlar! artık Allah katında vereceğiniz hesabı düşünün eğer ki sizin de içinizde az da olsa Allah korkusu varsa...

Harun Aydın

Kaynak:
13 Eylül 2014 tarihinde HaberTürk ekranlarında yayınlanan Tarihin Arka Odası programı






GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN SOY KÜTÜĞÜ (OSMANLI ARŞİV BELGELERİNE GÖRE) kitabının yazarı Sayın Mehmet Ali Öz beyefendinin 13 Kasım 2016 tarihinde BursaSelanikGocmenleri facebook sayfamıza gönderdiği mesaj:

"Çok Muhterem Bursa Selanik Göçmenleri! Merhum Gazi Mareşal Mustafa Kemal Paşa ATATÜRK'ün dediği gibi 'kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatırası olan öz Türk oğlu Türk' kardeşlerim. Ben paylaştığınız bu belgeleri ortaya çıkaran ve 'Osmanlı Arşivi Belgelerine Göre Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Soy Kütüğü' adlı kitabın yazarı Tarihçi Araştırmacı ve yazar Mehmet Ali Öz. Evvela paylaşımlarınız için teşekkür ediyorum.

Bir prof. ancak 20 yılda akademik ünvanını alabiliyor. Ben bir profesörün ünvanını almaya harcadığı zamanı ve emeği ATATÜRK'ün ailesi ve geçmişine ait konuları araştırmakla uğraşmakla harcadım. Araştırmayı, kitap yazmayı akademik ünvan yazdırmıyor. Yoğun emek ve çaba, inanç ve gaye, ideal ve ülkü, bilgi birikimi aşk ve heyecan gerekiyor. Neredeyse 100 yıldan fazla zaman olmuş, Atatürk ve ailesi ile bir tane dahi olsa ne profesörler ne diğer akademisyenler ve ne de bu devletin hariciyesinin ve ilgili kurumlarının yerli ve yabancılara verdikleri milyarlarca para harcayarak yurt dışına Yunanistan'a vesair yerlere gönderdikleri bilumum tarihçiler ve araştırmacılar vesair bu zatlardan hiçbirisi maalesef Şevket Süreyya Aydemir'in TEK ADAM ATATÜRK adlı eserinde ATATÜRK ile ilgili anlattıklarından başka herhangi ne bir belge ne de bir tarihi vesika yayınlamadılar. Bu konuda yazılanlar ve yayınlananların hepsi de birbirinin aynısı yani Şevket Süreyya Aydemir'in TEK ADAM'ında yazılanlardan ibarettir. 

Şevket Süreyya Bey’den sonra Atatürk ve ailesi hakkında çok sayıda kitaplar yazılmıştır. Buna rağmen bugüne kadar ne Ali Rıza Efendi’nin doğum ve ölüm tarihi ne de hangi yılda nerede hangi görevde bulunduğu konusunda, Atatürk’ün büyük dedelerinin kimler olduğu hakkında hiçbir resmi belge yayınlanmamıştır. Kezâ Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ve ailesi ile ilgili olarak da henüz resmi bir belge yayınlanmamıştır. Atatürk hakkında yazılan kitaplarda ailesiyle ilgili bilgiler pek azdır. Ali Rıza Efendi’nin ailesini de bir kuşak öteye kadar takip etmek kabil olmaktadır... 

Maalesef Türkiye'de yaşayan herkesin ATATÜRK'e şu veya bu şekilde bir vefa borcu, minnet duyma ve saygı duymak, özgür bir devlet ve bir ülke bırakmış olduğu için ona vefa borcudur. Bu ülkede Atatürk'ü sevmese bile ona minnet duymasa bile özgür bir ülke bıraktığı için ona teşekkür etmek ve saygı duymak bir namus borcudur. Bu ülkede Atatürk'e karşı pek çok kişi veya kurumlar Atatürk'e karşı sorumluluğunu yerine getirememişlerdir. Getirmiş olsalardı Merhum Atatürk'ün babasının ve annesinin kim olduğuyla ilgili resmi belgenin benim tarafımdan değil ulu önder ATATÜRK'ün vefat etmeden evvel bizzat emir verdiği halde devlet erkanının yerine getirmemiş olanlar tarafından ya da onun bu kutlu emirlerinden bu tarafa ta ki benim 13 Eylül 2014 Tarihinde HaberTürkTV'de Tarihin Arka Odası programında ATATÜRK ve ailesiyle ilgili tarihi en eski ve en ilk olan belgeleri, ATAÜRK'ün annesinin Zübeyde Hanım ve babasının Ali Rıza Efendi olduğunu açıklayamayanlar tarafından açıklanması gerekirdi.Malesef bunlar yapılamadı. Bu büyük bir eksikliktir. Bir devletin kurucusunun ailesi ile ilgili belgelerin, tarihi gerçeklerin açıklanamaması, ailesine yapılan iftiraların cevaplandırılamaması ayıptır. 

Ben bu ayıbın ortadan kaldırılmasını sağladım. Bunu kabul edemeyenler varsın etmesinler. Ata'nın ailesinin yedi nesil öteye geçmişinin kesin ve net olarak bilinmesinden rahatsız olanlar varsın olsunlar. Güneş balçıkla sıvanamayacağı gibi tarihi gerçeklerin de üstü asla örtülemeyecektir. Benim, bir profesörün ünvanı için harcamış olduğu 20 yıllık bir süreyi ben Ata'mızın ailesine atılan iftiraları çürütebilmek, annesinin Zübeyde Hanım, babasının da Ali Rıza Efendi olduğunun resmi belgelerle ispat etmeye çalıştım. Bunda da muvaffak oldum Allah doğruların ve doğru yolda olanların yardımcısı olsun... Vesselam.."

Mehmet Ali Öz 




Yazı ve fotografların bir kısmı veya tamamı iktibas kuralları çerçevesinde
kaynak gösterilmeden alınması veya kopyalanıp çoğlatılarak kullanılması yasaktır.
Bu Makaleyi Paylaş :

3 yorum:

  1. Atatürk'ün ailesine bunca iftirayı atanlar! artık Allah katında vereceğiniz hesabı düşünün eğer ki sizin de içinizde az da olsa Allah korkusu varsa...

    YanıtlaSil
  2. Sizin kemalistler değil miydi "kahrolsun şeriat" diye meydanlarda böğüren.Şeriat, Allahın emir ve yasaklarına verilen isimdir.
    "Bir kimse: “Gel beraber gidip Şeriat’a danışalım” derse öte­ki kişi de “Gitmem,” derse kâfir olur. Çünkü Şeriat’ı reddetmiş oluyor.

    Yine bir kimse: “Şeriat ve ben­zeri müesseselerin bana bir faydası yoktur, bana şeriatın hükmü geç­mez,” derse kâfir olur.

    “El-Muhît” adlı kitapta yazıldığına göre, bir kimsenin yanında Şeriat’tan bahsedilse ve bilerek bu söze karşı gelirse, yahut hakaret için çirkin bir ses çıkarsa, yahut bu Şeriat kötüdür, derse kâfir olur.”

    Fıkh-ı Ekber Şerhi
    Anladığımız kadar siz de kemalistsiniz.Karşı olduğunuz bir itikat hakkında duyarlılık kasmanız garib.Hem İslamın rüknuna karşı çıkıp,hem de kul hakkı vb. sahte islam duyarlılığı kasma numaralarını ancak aptallar yer.Bitti artık atam,paşam,sarı gözlü deyip, türkleri kandırma devri.

    YanıtlaSil
  3. Bilmezlikten gelir ve kesin inkar edersiniz,meşhur şemsi efendinin gerçek adı şimon zvidir ve Üsküdar bülbülderesi mezarlığının karakaş münafıkları kısmında yatmaktadır.Siz selaniklisiniz,sizi alırlar oraya gidin şimonun mezarını görün.
    Ayrıca yukarıda ki isimlerin avdeti olmadığını ispatlamadınız.Avdetiler,şabbataydan beri türk-islam isimleri taşırlar.Cesursanız, gerçekleri yazarsınız ama türklerin sırtından kazandığınız paracıklardan kim vazgeçer?

    YanıtlaSil

"Muhacir diye küçümsenenler,
tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,
yani 'düşmanla sonuna kadar dövüşenler'
çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler,
ve düşman karşısında kaçmak,
çekilmek nedir bilmeyenlerdir.

Muhacirler, kaybedilmiş ülkelerimizin
milli hatıralarıdır."

Mustafa Kemal Atatürk,
17 Ocak 1931

Translate

 
Support : Creating Website | Bursa Selanik Göçmenleri | ha_ay
Proudly powered by Blogger
Copyright © 2011. Bursa Selanik Göçmenleri - All Rights Reserved